yaprakları dolmuş idi,
koştu,ardına bakmadı ,
bu saatlerde, bir defter daha kapandı.
sabırsızca açılsın yeni defterin sayfaları derken,
ağıt değilmiki ömürden yiten zaman.
insanki,her ilkbaharda cicek acarken,
unutkan,savrulduğu sonbaharları hiç umursamayan.
her adımda aşılan yolların yorgunluğunda,
anılar anıların , yıllar yılların düşsede üstüne,
ne heyecan,
bu saatlerde, ümitler doğuyor giden yıl toprağa verilirken..
uğur şenel - 01.01.2010 - saat 00:25
31 Aralık 2009 Perşembe
2 Aralık 2009 Çarşamba
Eski Adamlar
Eski adamlar,
Onlarda vardı bir zamanlar
Demli çay kıvamıyla,
Tabakada sarılan tütün kokusunda
Nehirler kucaklaşıp kavuşurdu,
Onların sohbet sofralarında...
Eski adamlar,
Nasırlı elleri,çatlak tenleri,
Kara kalem yalın simalarının
Siyah beyaz portrelerinden,
Deryalar dolusu adamlık taşarken ;
Başları göğe değen dağlar gibi
Efsaneydiler,eski adamlar.
Şimdi özlemle yansakda,
Çekmecelere kaldırılan köstekli saatlerde
Zaman durmuş.
Hüzünlü nağmeler kırık kavallarda
Boynu bükük kalmış.
Belliki atlara binip
Sonsuzluk kervanına karışıp gitmiş,
Eski adamlar.
Ağustos 2009.
Onlarda vardı bir zamanlar
Demli çay kıvamıyla,
Tabakada sarılan tütün kokusunda
Nehirler kucaklaşıp kavuşurdu,
Onların sohbet sofralarında...
Eski adamlar,
Nasırlı elleri,çatlak tenleri,
Kara kalem yalın simalarının
Siyah beyaz portrelerinden,
Deryalar dolusu adamlık taşarken ;
Başları göğe değen dağlar gibi
Efsaneydiler,eski adamlar.
Şimdi özlemle yansakda,
Çekmecelere kaldırılan köstekli saatlerde
Zaman durmuş.
Hüzünlü nağmeler kırık kavallarda
Boynu bükük kalmış.
Belliki atlara binip
Sonsuzluk kervanına karışıp gitmiş,
Eski adamlar.
Ağustos 2009.
1 Aralık 2009 Salı
Tanyeri
Tanyeri ağarmaya,
Ufukdan geceye gün doğmaya başladığında,
Bir ümit yeşerir can evimde.
Bu ışık sensin diye,
Belki ufukdan uzanırsın yanıma ümidiyle
Sahile vuran dalgalarda ararım seni
Kumlara sorarım resmini
Görmüşlermi diye.
Denizle göğün birleştiği yerde,
Yazıkki yine yoksun suya vuran gölgesinde,
Güneşin parlayan sinesinin içinde.
Ama olsun,
Hep güneş doğsa ben batsamda,
Bir sabah güneş yerine,
Ümidimdirki,doğacaksın benim ufuk cizgimde.
Şubat 1999
Ufukdan geceye gün doğmaya başladığında,
Bir ümit yeşerir can evimde.
Bu ışık sensin diye,
Belki ufukdan uzanırsın yanıma ümidiyle
Sahile vuran dalgalarda ararım seni
Kumlara sorarım resmini
Görmüşlermi diye.
Denizle göğün birleştiği yerde,
Yazıkki yine yoksun suya vuran gölgesinde,
Güneşin parlayan sinesinin içinde.
Ama olsun,
Hep güneş doğsa ben batsamda,
Bir sabah güneş yerine,
Ümidimdirki,doğacaksın benim ufuk cizgimde.
Şubat 1999
Çanakkale
Gemiler geçer buradan
Aşağı yukarı hiç durmadan.
Bir martı kanadının altında balıkcı motoru,
Usulca sokulur koylara doğru.
Batan güneşin denize vuran kan renginde,
Rüzgarlar oynar dalgalarla , bu yerde...
Görünürde derin bir sukut içinde,
Öylesine dikkatle
Ruhani bir ordunun elleri tetikde.
Çelikden iman ile,
Sanki yüzbinler boğazı takipde.
Toprağa düşen vuslatlarıysa,
Doğan ayın hilal çehresinde.
İşte bu sessiz çığlığın sinesinde,
Üzerimize tuhaf bir ağırlık çökmekde.
Şehitler el ele , otlar uzamış üzerlerinde.
Ruhları usanmamış hala nöbetlerde
Bir nesli toprağa gömdük Çanakkalede..
Temmuz 2009.
Aşağı yukarı hiç durmadan.
Bir martı kanadının altında balıkcı motoru,
Usulca sokulur koylara doğru.
Batan güneşin denize vuran kan renginde,
Rüzgarlar oynar dalgalarla , bu yerde...
Görünürde derin bir sukut içinde,
Öylesine dikkatle
Ruhani bir ordunun elleri tetikde.
Çelikden iman ile,
Sanki yüzbinler boğazı takipde.
Toprağa düşen vuslatlarıysa,
Doğan ayın hilal çehresinde.
İşte bu sessiz çığlığın sinesinde,
Üzerimize tuhaf bir ağırlık çökmekde.
Şehitler el ele , otlar uzamış üzerlerinde.
Ruhları usanmamış hala nöbetlerde
Bir nesli toprağa gömdük Çanakkalede..
Temmuz 2009.
30 Kasım 2009 Pazartesi
Ben
Ne pembe rüyalarda,
Beyaz ata binmişliğim
Nede karatlık elmaslarla,
Gönüllere girmişliğim var.
Zaten topal eşşekle,
Prenslik cakası satılmaz
Milyon yıl beklemeden,
Kara kömürden değerli taş olmaz..
Ben bilinmeyen bir lisanda yazılmış,
Kara kaplı,beyaz harfli bir kitabım
Ancak kendi dilimden anlarım.
Belkide çorak topraklarda dikenli çalıyım,
Batmam kimsenin ayağına
Yeterki dokunmayın.
Fukarayım ama
Gülüşlerinde servetler yatan bir oğlum var,
Çoğu hayal azı gercek olsada
Elbet benimde bir dünyam var.
Boşvermişim beyaz kaplı,kara yazılı,
Çok okunan kitapları
Mutluyum,tacımı takmışım
Dikenli çalının çorak krallığında.
Dokunmayın bana
Batmam ayağınıza
Yaşıyorum kendi rüyalarımda..
Ağustos 2009.
Beyaz ata binmişliğim
Nede karatlık elmaslarla,
Gönüllere girmişliğim var.
Zaten topal eşşekle,
Prenslik cakası satılmaz
Milyon yıl beklemeden,
Kara kömürden değerli taş olmaz..
Ben bilinmeyen bir lisanda yazılmış,
Kara kaplı,beyaz harfli bir kitabım
Ancak kendi dilimden anlarım.
Belkide çorak topraklarda dikenli çalıyım,
Batmam kimsenin ayağına
Yeterki dokunmayın.
Fukarayım ama
Gülüşlerinde servetler yatan bir oğlum var,
Çoğu hayal azı gercek olsada
Elbet benimde bir dünyam var.
Boşvermişim beyaz kaplı,kara yazılı,
Çok okunan kitapları
Mutluyum,tacımı takmışım
Dikenli çalının çorak krallığında.
Dokunmayın bana
Batmam ayağınıza
Yaşıyorum kendi rüyalarımda..
Ağustos 2009.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
